Kent Konseylerinin kuruluş amaçları, 08.10.2006’da Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kent Konseyi Yönetmeliği’nin 1 6. Maddesinde belirtilmiştir. Bu amaçlar aşağıda, başlıklar halinde sıralanarak açıklanacaktır.
A. SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA
20 Mart 1987’de Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Brundland Raporu’nda, “bugünün ihtiyaçlarını gelecek kuşakların ihtiyaçlarının karşılanmasından ödün vermeksizin karşılamak” şeklinde tanımlanan bu kavram; ekonomik kalkınmanın, toplumsal ve çevresel unsurları bir arada gerçekleştirerek sürdürülebilir olacağını ifade etmektedir. 2 Haziran 2012’de Rio de Jeneiro’da yapılan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda ise günümüzde anlaşıldığı şekliyle sürdürülebilir kalkınmanın hedefleri belirlenmiş 3 ve sürdürülebilir kalkınmaya ulaşmak artık bu hedefler doğrultusunda gerçekleştirilmek istenmiştir. Kent Konseyinin amaçları arasında yer alan sürdürülebilir kalkınmanın hedeflerini ise şunlar oluşturmaktadır: 4 Yoksulluğa Son Açlığa Son Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam Nitelikli Eğitim Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Temiz Su ve Sanitasyon Erişilebilir ve Temiz Enerji İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı Eşitsizliklerin Azaltılması Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar Sorumlu Üretim ve Tüketim İklim Eylemi Sudaki Yaşam Karasal Yaşam Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar Amaçlar İçin Ortaklıklar
B. ORTAK AKIL
Kent Konseyinin bir diğer amacı ise ortak akıl oluşturmaktadır. Yerli veya yabancı literatürde açık bir tanımı bulunmayan bu kavram; ancak mevcut kullanımda, gerçekleştirilmek istenen hedefe ulaşmak için hiçbir ayrım gözetmeksizin katkı sunmak isteyen herkesin hedefe yönelik katkılarını sunmasını ve bu katkıların ortaklaştırılmasını ifade etmektedir.
Özellikle 2000’li yıllarda arama konferansı gibi uzlaşma yöntemlerinin kullanılması ille ortaya çıkan bu kavram, giderek insan beyni, psikoloji ve antropoloji alanlarındaki araştırmaların sonuçları ile ortaya konan yaklaşımlarla da ilişkilendirilmeye başlanmıştır. 5 Buna göre bireyin aklı toplumdan yalıtılmış bir mekanizma olmaktan çok içinde bulunduğu toplumsal kolektiviteyle etkileşim içerisindeki bir süreçtir. Bu sürecin açık, etik, etkileşimli ve kamu yararına kullanılması için insani etkileşimlerin de tasarlanması ve planlanması çok önemlidir.
Artık katılımcılık ve yaratıcılık gibi süreçler bu sebeple gönüllülük, diğergamlık ve uzlaşma gibi unsurlarla bir arada değerlendirilmektedir. Kent Konseyinin ortak aklını ise üyelerinin geniş bir yelpazede yer alıyor olması, demokratik kültürü içselleştirmiş olması ve alınan kararlarda tüm bileşenlerine danışılması oluşturmaktadır. Bu anlamda bir örgüt olarak kent konseylerinin esnek ve öğrenen birlikteliklere zemin hazırlayarak kentsel toplulukların oluşumuna katkıda bulunduğu ve bir kurumsal şemanın çok ötesine geçebildiği söylenebilir.
C. YERELLİK
15.10.1985’te imzaya açılan, Türkiye’nin 09.12.1992’de onayladığı ve yürürlük tarihi 01.04.1992 olan Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda 6 yer alan yerellik ilkesine ilişkin hükümler 03.10.1992’de 21364 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Nitekim Şart’ın 4. Maddesinin üçüncü fıkrasında yerellik ilkesi, yerel sorumlulukların ve kamu hizmetlerinin genellikle ve tercihen hizmeti alan yurttaşa en yakın hizmet birimi tarafından gerçekleştirilmesi biçiminde tanımlanmıştır.
Kent Konseyinin yerellik ilkesine ilişkin amacını ise çalışma grupları ve meclislerin, mahalle ile semt düzeyinden ilçe ile ilçe düzeyine kadar olan bütün birimlerle ortak hareket ederek gerçekleştireceği kamu hizmetinin, vatandaşa en yakın birimden örgütlenmesi oluşturmaktadır. Bu sayede, yerel düzeyden örgütlenen kamu hizmeti ilgili birim tarafından gerçekleştirilecek ve yurttaşların taleplerine ise kendilerine en yakın birim tarafından yanıt verilmiş olacaktır.
Bu sebeple, kent konseylerinin bulundukları yerellikte örgütlenmeleri, kuruldukları idari sınırların içerisinde yurttaşların yönetime katılmalarını sağlamaları esas olarak kabul edilmiştir.
Kent Konseyinin bir diğer amacı ise ortak akıl oluşturmaktadır. Yerli veya yabancı literatürde açık bir tanımı bulunmayan bu kavram; ancak mevcut kullanımda, gerçekleştirilmek istenen hedefe ulaşmak için hiçbir ayrım gözetmeksizin katkı sunmak isteyen herkesin hedefe yönelik katkılarını sunmasını ve bu katkıların ortaklaştırılmasını ifade etmektedir.
D. HEMŞEHRİLİK HUKUKU
03.07.2005’te 25874 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Belediye Kanunu’nun 7 Hemşehri Hukuku başlıklı 13. Maddesi hemşehrilik hukukunu şu şekilde tanımlamaktadır: “Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Yardımların insan onurunu zedelemeyecek koşullarda sunulması zorunludur. Belediye, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemler alınır. Belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya ilişiği olan her şahıs, belediyenin kanunlara dayanan kararlarına, emirlerine ve duyurularına uymakla ve belediye vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarını ödemekle yükümlüdür.”
Kent Konseyinin hemşehrilik hukukuna yönelik amacını ise belediyenin ilgili görevlerini yerel ve katılımcı düzeyde sağlamaya dönük olması oluşturmaktadır. Böylelikle, aynı yerleşim biriminde yaşayan yurttaşlar hemşehrilik bilinciyle hem kendi aralarındaki bağları geliştirecek hem de yerleşim biriminin gelişimine katkıda bulunabileceklerdir. Kültürel olarak Türkiye’de tanımlanan hemşerilik kavramı ile yasal olarak tanımlanan hemşehrilik hukuku arasında önemli bir fark bulunmaktadır. Yasadaki tanımıyla herkes, hukuken ikamet ettiği yerde yani yaşadığı yerde o kentin hemşehrisi olarak tanımlanmaktadır. Ancak, göç sebebiyle yurttaşların gelmiş bulundukları diğer kentlere aidiyetleri de bulunabilir. Ancak, kent konseyleri, bu tür aidiyetleri de dikkate almakla birlikte, kentsel aidiyet ve sahiplenme duyguları temelinde hemşerilik kavramına dayanmaktadır. Yani mekânsal yaşam bağlamında bir ilişkilenme söz konusudur. Türkiye’de, ailelerin kökeninin bulunduğu şehirlere aidiyet temelinde kurulmuş hemşehri dernekleri de bulunmakla birlikte, bu derneklerle birlikte diğer sivil toplum örgütlerinin de hali hazırda içinde yaşanılan kente ilişkin bir dayanışmayı esas almaları gerekliliği unutulmamalıdır.
Yönetişim; saydamlık, hesap verilebilirlik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışını ifade etmektedir. İyi yönetişim ise tüm bu ilkelerin suiistimale yer vermeksizin toplum yararına uygulanması anlamına gelmektedir.
E. İYİ YÖNETİŞİM
Kent Konseyi Yönetmeliğinin 4. Maddesinin d fıkrasında tanımlanan yönetişim; saydamlık, hesap verilebilirlik, katılım, çalışma uyumu, yerindenlik ve etkinlik gibi kriterlere dayanan, çok aktörlü ve toplumsal ortaklıklara dayalı yönetim anlayışını ifade etmektedir. İyi yönetişim ise tüm bu ilkelerin suistimale yer vermeksizin toplum yararına uygulanması anlamına gelmektedir.
Bu doğrultuda, Kent Konseyinin iyi yönetişimin sağlanmasına yönelik amacı da bu ilkeleri sağlamak adına olacaktır. Nitekim yerel düzeyde en alt basamakta yer alan semt ve mahalle meclislerinden büyükşehir belediyesi örgütlenme düzeyine dek katılım anlamında geniş bir yelpazede yer alan Kent Konseyi, iyi yönetişimin çoğulcu niteliğinin gerçekleştirilmesinde ve kamu hizmetlerinin sunulmasına yönelik açıklık, hesap verilebilirlik veya saydamlık gibi unsurların değerlendirilmesinde büyük önem taşımaktadır. Burada kent konseyinin yurttaşların karar alma ve bütçe süreçlerine katılımı konusunda çaba harcaması ve yerel yönetimlerin bu anlamda izlenmesi önemli faaliyetler olarak ortaya çıkmaktadır.
F. SİVİL TOPLUMUN GELİŞMESİ
Kent Konseyinin bir başka amacı ise sivil toplumun gelişimine destek olunması ve sivil toplum kuruluşları ile yerel yönetimler arasında bir köprü kurmasıdır. Bu doğrultuda Kent Konseyi; yönetişimin bir gereği olan ve bütün yönetim birimlerinin denetiminde büyük rol oynayan sivil toplum kuruluşları ile iş birliği içerisine girerek sivil toplumun gelişmesine katkıda bulunma amacı taşımaktadır. Bu iş birliği ise sivil toplum kuruluşlarının kentin gelişimine olan gönüllü katkısı, halkın yönetsel kararlara demokratik katılımının sağlanması, toplumsal sorumluluğun yatay ve dikey olarak paylaşılması yoluyla gerçekleştirilebilecektir. 8 Bununla birlikte Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi ve Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü gibi yapılar da kent konseylerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının gelişimine katkıda bulunmaktadır. Ancak, esas olarak, kent konseyleri devlet dışında kalan alanda kentsel yaşam ve kamusallık adına sivil toplum alanının gelişmesi için çaba harcarlar.
G. KENT KÜLTÜRÜNÜN VE KENT KİMLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ
Kent kültürünün ve kent kimliğinin geliştirilmesi Kent Konseyinin öncelikli amaçları arasında yer almaktadır. Nitekim kent kimliğine ilişkin farkındalık kenti diğer kentlerden ayırarak, bunun beraberinde farklılaşmayı sağlayacaktır.
Kentin geleceğe ilişkin bir ortaklık tahayyülü ve vizyonu çerçevesinde bir araya gelmesi, kentsel kamusal alanların geliştirilmesi ve kamusallık duygusunun yaygınlaştırılması kültür ve kimlik için yaşamsaldır.
Kente zarar verecek kullanımlar ve kente karşı suç unsurları ilkesel olarak reddedildiği için toplumsal duyarlılık sağlanacak; buna bağlı olarak kent kimliğine duyulan bağlılık ile kentlilik bilinci arttırılacaktır.
Son olarak, kent kimliğinin geliştirilmesi ile birlikte kente yapılacak olan yatırımlarda ve kente ilişkin kaynakların kullanımında nicelik değil nitelik, keyfilik değil uygunluk aranmaya başlanacaktır. Böylelikle kent daha akılcı bir biçimde yönetilecektir. 9 Yani kentin planlanması, gelişimi, sosyal ve ekonomik yapısı ve kültürü ile o kenti diğer kentlerden ayırt eden en temel özellik olan kentsel kültür ve kentsel kimlik kent konseyi faaliyetlerinde dikkate alınan önemli bir araçtır. Ortak bazı kavram, simge, imge ve davranış biçimleri altında kentlilerin toplanması kent konseyinin varlığını sürdürebilmesi için de önemlidir.
geleceğe ilişkin bir ortaklık tahayyülü ve vizyonu
çerçevesinde bir araya gelmesi, kentsel kamusal
alanların geliştirilmesi ve kamusallık duygusunun
yaygınlaştırılması kültür ve kimlik için yaşamsaldır.
farkındalık kenti diğer kentlerden
ayırarak, bunun beraberinde
farklılaşmayı sağlayacaktır. Kentin
Kent kimliğine ilişkin
H. KAYNAKLARIN ETKİLİ, VERİMLİ VE ADİL KULLANIMININ SAĞLANMASI
Kent Konseyinin gerçekleştirme amacında olduğu bir başka husus da kente ilişkin ekonomik, sosyal ve çevresel kaynakların etkili, verimli ve adil bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Tüm bu kaynakların etkililiğinin, verimliliğinin ve adil kullanımının sağlanması ile birlikte, ilgili yerel yönetim toplumsal anlamda denetlenmiş olacaktır. Neticede, ilgili yerel yönetimin hesap verilebilirliğinin artması ile birlikte yerel demokrasiye ilişkin kentsel kültürün gelişmesi ve katılım ile şeffaflığın sağlanması beklenecektir. 10 Ayrıca Kent Konseyi, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda 11 9. Maddede yer alan “Kamu idareleri; kalkınma planları, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen politikalar, programlar, ilgili mevzuat ve benimsedikleri temel ilkeler çerçevesinde geleceğe ilişkin misyon ve vizyonlarını oluşturmak, stratejik amaçlar ve ölçülebilir hedefler saptamak, performanslarını önceden belirlenmiş olan göstergeler doğrultusunda ölçmek ve bu sürecin izleme ve değerlendirmesini yapmak amacıyla katılımcı yöntemlerle stratejik plan hazırlarlar.” hükmünü ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 41. Maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Stratejik plân, varsa üniversiteler ve meslek odaları ile konuyla ilgili sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanır ve belediye meclisi tarafından kabul edildikten sonra yürürlüğe girer.” Hükümlerinin cevaz verdiği şekilde ilgili belediyenin kaynaklarının etkili, verimli ve adil kullanımının sağlanmasına katkı sunar. Söz konusu ve benzeri mevzuatta belirtilen katılımcı süreçlerde her ne kadar doğrudan kent konseyi ifade edilmemiş olsa da kent konseylerinin kuruluş amaçları ve çalışma ilkeleri ile bu düzenlemeler arasında çok yakın ilişki ve örtüşme olduğu açıktır. Bu anlamda yerel yönetimlerin kaynaklarının etkin ve adil kullanımında geçerli olan tüm katılımcı süreçlerde kent konseyinin bir kolaylaştırıcı olarak kabul edilmesi anlamlı bir yaklaşım olacaktır.
I. AKTİF YURTTAŞLIK
Kent Konseyinin gerçekleştirmek istediği bir başka amaç da aktif yurttaşlığın gerçekleştirilmesinin sağlanmasıdır. Aktif yurttaşlık, yurttaşların ve özellikle kentlilerin, yaşadıkları ülke ve yerleşim birimlerinde anayasal haklar bağlamında yönetsel ve kamusal süreçlere doğrudan katılım ve katkıda bulunmak amacıyla iyi niyet samimiyet esasıyla teyakkuz halinde olmalarını, bu anlamda edilgen ve çekingen değil, etken ve coşkulu bireyler olmalarını işaret eder. Temsili demokratik sistemlerde pratik anlamda uygulanması zor gözükse de aktif yurttaşlık, kent konseyi deneyimi içerisinde gerek kararlara katılım gerekse kararların aşağıdan yukarıya alınmasının uygulanması aşamasında önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, kent konseyleri içerisinde aktif yurttaşlık yerel yönetimin alacağı kararlara kent konseyi aracılığıyla hem eleştirel
Aktif yurttaşlık, yurttaşların ve özellikle kentlilerin, yaşadıkları ülke ve yerleşim birimlerinde anayasal haklar bağlamında yönetsel ve kamusal süreçlere doğrudan katılım ve katkıda bulunmak amacıyla iyi niyet samimiyet esasıyla teyakkuz halinde olmalarını, bu anlamda edilgen ve çekingen değil, etken ve coşkulu bireyler olmalarını işaret eder.
hem de katkı sunan bir biçimde katılmayı içermektedir. Ayrıca; çoğulcu bir mekanizma ile birlikte kararların uygulanmasında da katılım ve gönüllüğün arttırılmasının sağlanması yine aktif yurttaşlık kavramının unsurları arasında yer almaktadır. 12
İ. SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA
Kent Konseyi amaçları arasında yer alan sosyal yardımlaşma; mahalle ve semt meclisleri, vakıflar, dernekler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, kamu kurum ve kuruluşlar ile iş birliği içerisinde toplumda yardım almaya ihtiyaç duyan yurttaşların bu ihtiyaçlarının sağlanmasında ön plana çıkmaktadır. Bu doğrultuda, toplumun en alt gelir düzeyinden en üst gelir düzeyine kadar, yurttaşları bir araya getirebilmesi nedeniyle Kent Konseyi gerek maddi gerekse manevi anlamda toplumun tüm katmanlarının birbiriyle dayanışmasını sağlama amacı taşımaktadır. Sosyal yardımlaşmadan kastedilen sadece yerel yönetimlerin yoksullara yardım etmesi değil, sosyal haklar bağlamında kentlilerin itibar ve saygınlığı dikkate alınarak kent içerisinde ayrımcılıktan uzak karşılıklı yardımlaşma yaklaşımlarının desteklenmesi, sosyal kapasitenin geliştirilmesi ve güçlendirilmesidir. Son yıllarda sosyal innovasyon gibi önemli faaliyet alanları da bu anlamda kent konseylerinin ilgi alanına girmeye başlamıştır. Ayrıca, fiziksel, çevresel, sosyal ve ekonomik çerçevede kentlerin karşılaşabileceği her türlü tehlike, tehdit ve olumsuz durumlarla (doğal afetler, yüksek enflasyon vs.) kenti oluşturan birçok dinamiklerin, aktörlerin koordineli ve kapsamlı bir şekilde mücadele etmesinin sağlanmasına katkı sunmak 13 amacıyla dirençli kent olmasını sağlamaya gayret etmek kent konseylerinin ilgi alanına girmektedir. Burada dayanışmanın ötekileştirme ve ayrımcılıktan uzak, farklı gelir grupları arasındaki eşitsizlikleri dikkate alan, kentteki tüm farklı ilgi gruplarının katıldığı bir anlayış olarak ele alınması önemlidir. Siyaset üstü bu yaklaşımla dayanışma kent konseyleri eliyle dirençli bir kent oluşturmanın aracı haline gelmektedir.
Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 3. Cilt s. 20’den alınmıştır. İçindekilere dön →
