Halil İbrahim Yılmaz: Renklerimizi Muhafaza Ederek, Ankara’nın Ortak Rengini Oluşturmalıyız…

Halil İbrahim Yılmaz: Renklerimizi Muhafaza Ederek, Ankara’nın Ortak Rengini Oluşturmalıyız…

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde temsil edilen AK Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve İYİ Parti’nin Kıymetli Grup Başkan Vekilleri,

 

Saygıdeğer Milletvekillerimiz, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Değerli Başkanı ve Kıymetli Belediye Başkanlarımız, Sayın Rektörlerimiz, Değerli Oda/Borsa Başkanlarımız ve Meslek Kuruluşlarının Sayın Başkanları, Kamu Kurum ve Kuruluşlarımızın Kıymetli Temsilcileri, Değerli Mahalle Muhtarlarımız, Üniversite ve Teknokentlerimizin Değerli Temsilcileri, Ankara Kent Konseyimizin Kıymetli Genel Kurul Delegeleri, Hanımefendiler, Beyefendiler, Ankara Kent Konseyi Üçüncü Olağan Genel Kuruluna hoş geldiniz.

 

Konuşmama başlamadan önce İdlib’de gerçekleştirilen saldırıda şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum.

 

33 canımızın şehit düştüğü gecenin sabahında tüm yurda ateş düştü. Genel Kurulumuzu da şehitlerimize olan hassasiyetimiz ve anıları karşısında hissettiğimiz vakarla gerçekleştireceğiz.

 

Bu topraklarda 5 bin yıldır yas günlerinde nasıl davranılıyorsa, bugünde o vakarla sükûnetle, şehitlerimizin ruhunu incitmeden ilan ettiğimiz bu toplantımızı gerçekleştireceğiz.

 

Belediye Kanunu’nun 76. Maddesi uyarınca, 2009 yılında çıkarılan yönetmelikle kurulma süreci başlayan, yine ilgili mevzuata göre “Belediye Başkanının çağrısı ile toplanır” denilen, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur YAVAŞ’ın kentin ortak aklına açık olduğunu ifade ederek, Kamu Kurumlarından STK’lara Türkiye’nin en geniş Konseyinin oluşturma sürecini başlatmasıyla 29 Haziran 2019 tarihindeki ilk Genel Kurulumuzu, siyasi partilerin Grup Başkan Vekillerinin de desteğiyle yapmıştık.

 

Kentin ortak aklı tarafından oluşan haziruna, siz kıymetli misafirlerimize, hanımefendilere, beyefendilere, kıymetli basın mensuplarına hoş geldiniz diyor, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyor, saygılarımı sunuyorum.

 

Frig Uygarlığından Perslere, Galatlar’dan Romalılara, Selçuklulardan Osmanlılara kadar medeniyetlerin beşiği, Milli Mücadele’nin merkezi, Cumhuriyet’in tanığı olan Ankara’nın, ülkemizin Başkent oluşundan bu yana, ticaretten sanayiye, sağlıktan turizme kadar her alanda hak ettiği yere gelmesini bu ortak akıl dert ediniyor.

 

1923’te bir Anadolu kasabasında başlayan bir hikâye diye bu kenti anlatıyoruz. Fakat şu haksızlığı da yapmıyoruz. Medeniyetlerin merkezi Ankara, İpekyolu’nun üzerinde, bugün Koç Müzesi’nde sergilenen, Hollandalı bir ressamın yaptığı ve daha düne kadar Halep olarak tanınan o meşhur resimde anlatılan Ankara’nın kültürel, sosyal hayatının hikayesini Kent Konseyi desteğiyle Muhammed Murat Arslan’ın büyük emeğiyle bir belgesel haline getirildi.

 

Bu belgesel üzerinden, kentimizin tarihi hikayesini gelecek nesillere anlatacağız. Bu kent elbette 1919’da en büyük değeriyle tanıştı. Ama bu kenti en büyük değeriyle tanışma sürecine getiren bu kentin bir tarihi var. Mustafa Kemal Atatürk, bu kentin tarihinde bir devlet kurma başarısı olduğu için bu kenti tercih etti. Bu kentin tarihinde İpek Yolu geçtiği için, bir ahilik kültürü olduğu için, seğmen kültürü olduğu için bu kenti tercih etti.

 

Tarihten aldığı güce rağmen, yüz yıl önce bozkırın kasabası olan Ankara bugün, Türkiye’nin Başkent’i olmanın yanı sıra Anadolu’nun dünyaya açılan kapısı durumunda. Şehrin en önemli unsuru şüphesiz ki insandır. Şehirler o topraklarda nesiller boyunca yaşayanlarla, o şehre yeni gelenlerin harmanlandığı medeniyet merkezleridir. Medeniyet”şehir” demektir. Medeniyet, memleketleri imar ederek, insanları sosyal, ekonomik, kültürel ve ahlaki yönden refaha huzura ve berekete kavuşturmaktır.

 

Ankara, “ortak akıl” ve “ortak hedef” kavramları ile yeni mi tanıştı? Elbette hayır! Ankara bu kavramlara yüz yıl öncesinden alışık. Samsun’da yakılan ve Anadolu yollarını aydınlatan meşaleden biliyoruz biz ortak aklı. Yurdunu çiğnetmeme azmi ve kararlılığıyla Atatürk’ün etrafında birleşen vatanseverlerden biliyoruz ortak hedefi.

 

Bir de, adını sanını bilmediğimiz, mezar taşı bile olmayan, tek bir hedef için canını, kanını veren ecdattan, şehitlerden biliyoruz ortak hedefi ve ortak aklı. Çanakkale‘den, Polatlı ve Haymana’dan, Duatepe’den biliyoruz biz ortak aklı…

 

Ankara dönüşümün, demokrasinin, millet iradesinin, egemen milletin manda ve himayeye rest çeken ortak iradenin şehridir.

 

Bugün burada yer alan genel kurul, işte bu tarihi birikimi emanet bilen, modern çağın gereklerine ulaşmayı, insan onuruyla kucaklaşmayı, şehir kültürünün, şehir yönetiminin asli unsuru sayan, büyük bir özgüvenle şehrin bütün renklerini toplama cesaretini gösteren, Sayın Mansur Yavaş başkanın ve Büyükşehir Belediye Meclisinin bütün renklerine, kolektif akılla,gönüllü danışmanlık yapan ve yapacak olan iradenin genel kuruludur.

 

Bugün yaşadığımız büyük acıda olduğu gibi beraber ağlardık, gülmemiz gerekirse beraber gülerdik. Farklılıklarımıza rağmen bir aradaydık. Komşunun alışveriş filesini taşır, ekmeğini almaya bakkala gider, anahtarlarımızı komşuya bırakırdık.

 

Peki Ya Şimdi Ne Oldu?

 

Bir ilçe nüfusu kadar insanı, aynı ana kapıdan içeri soktuğumuz yüksek binalarda yalnızlığa mahkum ettik. Yalnız başına ölen kapı komşumuzdan bir hafta sonra haberdar olduk. Komşumuz açke n biz tok yattık, komşudan habersiz yaşadık. Komşuluğu unuttuk, yardımlaşmayı unuttuk, inanmayı unuttuk. İtina göstermeyi, itibar etmeyi, güvenmeyi, gönül almayı, bazen dürüst olmayı, bazen sözünde durmayı unuttuk.

 

Kente karşı suçlar işledik. Sorumluluğu sadece siyasilere atmadan biz nerede hata yaptık demeyi unuttuk. Kente karşı işlediğimiz suçlar, aslında kendi özgürlüğümüze, geleceğimize, sağlığımıza, zihnimize, idrakimize karşı işlediğimiz suçlar haline geldi. Bu suçu hep beraber işledik. Şu an Büyükşehir Belediyesindeki bütün partilerin bu konudaki hassasiyeti aynı olması en büyük mutluluğumuz.

 

Bu hassasiyetlerinden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.

 

Neden Olmasın?

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara, neden israfın olmadığı Başkent olarak tüm dünyaca tanınmasın?

 

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan’ın kutlandığı Ankara, neden çocukların; sağlıklı, huzurlu yaşadığı en iyi kent olmasının tüketim kültürü yerine üretim kültürünün hakim olduğu bir Başkent olmasın?

 

TBMM’nin 100. Yılında değinmek isterim. Dünya çocuklarına armağan eden tek kent neden, dünyanın yıldızı olmasın?

 

Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Ankara, yerde hiçbir çöpün olmadığı, ışıl ışık caddeleri ve sokaklarıyla dünyanın gıpta ettiği bir başkent tanınan bir örnek olmasın?

 

Hacıbayram-ı Veli’ye, Ahi Evran’a, Ahi Mesud’a kucak açmış Ankara, neden dünyanın en güvenli en huzurlu şehirlerinden biri olarak tanınmasın?

 

Kent Konseyi olarak gönüllülük esası ve ortak akılla, hizmetin maliyetini değil mahiyetini esas alarak şehrimiz için gönüllü çalışıyoruz. Kent Konseyi bileşenleri fiilen bu sıralarda oturuyor olsa da fikren, insana dokunan, insani değerleri yücelten, çevreye önem veren, şehri yaşanabilir kılan, ortak akla itibar eden her fikre, her öneriye açık olması nedeniyle bütün Ankara’yı kapsıyor. Toplumun bütün kesimleri burada, farklılıklarını değil müştereklerini konuşuyor, birbirini önyargısız dinliyor.

 

İşte bu yüzden daha yaşanabilir bir Ankara için daha çok bir araya gelmeli ve daha çok birbirini dinlemeli, Ankara için çalışmalıyız. Farklılıklarımızı koruyarak, herkes kendi kalarak,

 

“Bundan sonra Ankara’yı hep bir adım ileriye taşımak için geleceğe hazırlamak amacıyla bir araya geleceğiz.”

 

kendi olarak bizim için, şehir için, Başkent için, Ankara için, Ankaralılar için bu topraklara can verenler için daha geniş bir ifadeyle Türkiye için söz söyleyebilecek, ses verebilecek, fikir üretip değer ortaya koyabilecek, ortak aklın öznesi Kent Konseyinin vazgeçilmezidir.

 

Renklerimizi muhafaza ederek, kentin ortak rengini oluşturalım. Buradan özellikle şunu ifade ediyorum; Ankara özgür olmanın, bağımsız kalmanın, sosyal devletin imkanlarını adil kullanmanın, şehirde huzuru, barışı, sağlığı, esenliği hakim kılmanın mümkün olduğunu hem ispatlayan, hem de eksiksiz bir şekilde uygulayan bir şehir olmayı, sizinle, bizimle ve toplumun bütün renkleriyle hep birlikte başaracaktır.

 

Şairin 100 yıl önce “Seni görmek ister her bahtı kara” diyerek marş haline getirdiği Ankara, bugün hepimizin… Parlak gelecek için yaşamayı seçtiği bir “dünya şehri” haline gelmesini istediğimiz evimiz, yurdumuz, yuvamız, ocağımızdır ve öyle de kalacaktır. Bu duygu ve düşüncelerle sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

 

Halil İbrahim Yılmaz Ankara Kent Konseyi Başkanı Ankara Kent Konseyi 3.Olağan Genel Kurulu Konuşması – 29 Şubat 2020 Halil İbrahim Yılmaz Ankara Kent Konseyi Başkanı

Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 1. Cilt s. 124’den alınmıştır. İçindekilere dön →

Fotoğraflar

Bu içeriği paylaşın: