Ankara Kent Konseyi Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubunun bir projesi olan, “Ankara’nın Sırrı Hacı Bayram-ı Veli” kitabının tanıtım toplantısı gerçekleştirildi. Hacı Bayram-ı Veli’nin anlatıldığı kitabın düzenlemesini grup sözcüsü Pınar Öztürk yaptı. Tanıtım toplantısına, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kültür & Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanı Bekir Ödemiş, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz ile Ankara Ticaret Odası ve Anadolu Evliyaları Derneği’nden de önemli isimler katıldı.
Programın açılış konuşmasını yapan Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubu Kurucu ve Sözcüsü ayrıca Anadolu Evliyaları Derneği Kurucu Başkanı Pınar Öztürk, “Bugün burada bu masa etrafında Hacı Bayram-ı Veli hazretlerini ve somut olmayan kültürel mirasımızı konuşmak üzere sizleri bir arada gördüğüme gerçekten çok sevindim. Bizler Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubu olarak Hacı Bayram-ı Veli kültürünü güncel hayata aktarmayı çok arzu etmiştik.
Çünkü biz Hacı Bayram-ı Veli düşünüşünün çok önemli olduğunun farkındayız. Ve bu kıymetin Ankara’mızda ve Türkiye’mizde diğer insanlar tarafından da fark edilmesini çok istedik. Bizler bu işe çok amatörce Hacı Bayram-ı Veli hazretleri hakkında videolar hazırlayarak başladık” dedi.
Pınar Öztürk: “Bizler Bu İşe Çok Amatörce Başladık”
Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubu Kurucu ve Sözcüsü ayrıca Anadolu Evliyaları Derneği Kurucu Başkanı Pınar Öztürk: “Röportajlar yaptık, gazetelerde köşe yazıları yazdık ve bir sergi hazırladık. Sergiyi ilk önce Ankara Kent Konseyi’nde, diğer belediyelerde ve Türk tarih müzesi gibi kurumlarda sergiledik. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayelerinde, Kültür Yolu Festivali’nde Hacı Bayram-ı Veli Anma Haftası düzenledik. Bunların sonunda kalıcı bir miras bırakmak istedik. Bunun da akademik boyutta olmasını istedik.
Bir kitap yazma niyetine girdik ama bizler birer Hacı Bayram-ı Veli uzmanı değildik. Konu çok derin olduğu için işi ehline teslim etmemiz gerekiyordu. Herkesi haberdar etmemiz gerekiyordu. Aydınlatıcı bir metin hazırladık ve metin içerisinde amaçlarımızdan, hedeflerimizden bahsettik. Bu metinle beraber destek istedik. Elektronik mail aracılığıyla ülkemizdeki tüm üniversitelerin ilgili fakültelerine ilettik.
Aylarca süren mail trafiğinin ardından çok değerli 12 hocamız dönüş yaptı. Farklı konu başlıklarıyla farklı bölümler yazdılar. Bütün hocalarıma sizlerin huzurunda teşekkür etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Halil İbrahim Yılmaz: “Pınar Hanım Bu Grubu Kurmak İstediğinde Çok Etkilenmiştim”
Ardından sözü Pınar Öztürk’ten devralan Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı ve Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, “Pınar Hanım Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubu’nu kurmak istediği zaman çok etkilenmiştim. Bu katılımcı kültürde Zafer Hoca burada hocalık yaparken Türkiye’deki ezberlerin dışında bir yapı oluşturmayı arzu ediyorduk.
Kentte bu katılımcı kültürle barışık sosyoloji örgütlemek çok kolaydı. Ama buraya mesafeli olan, katkı yapması zor olan kesimlerin katkı yapmasını yani zor olanı başardık. Bunun en güzel örneklerinden birini Hacı Bayram-ı Veli Kültürel Etkileşim Çalışma Grubu yaptı.
Ankara Kent Konseyi öteki ile temas kurmayı sağlayan bir yapı olduğu için herkes kendi ezberinin dışına burada kendi güzelliklerini taşıdı. Ön yargılarımızı kırdık. Bu kentin manevi yapıcısının hayallerine uygun bir yapıyla tanışmanın onurunu yaşıyoruz. Hacı Bayram-ı Veli maneviyatta elbette yaşıyordur ama bugün Ankara Kent Konseyi’ndeki kaynaşmayı, kardeşliği çıplak gözle de görseydi çok mutlu olurdu.
Ankara Kent Konseyi‘ndeki deprem zirvesinde bile depreme karşı tedbir ve deprem sonrası dayanışmaya kadar bütün etkileşimi 4.17 saniyede anlatırken biz hemen manevi yapıcıya sığınmıştık.
Atatürk’ün Ankara’yı Başkent yapması üzerine Ankara Kent Konseyi’nin son dönem dayanışması İyi ki Geldin Paşam! ile başlamıştı. Kentteki bütün kesimler birleşmişti, Dikmen sırtından on binlerce kişi aşağıya doğru yürümüştü.
Tekrar ayağa kalkıp birbirimize tahammül etmeyi öğrenmiştik. Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’yı tercih etmesinin nedeni İnebolu Limanı’na yakınlık, güvenli bir kent olması değildi.
Anadolu’nun ortasında güvenli bir bölge olması değildi, asırlar önce buradaki o Hacı Bayram Veli’nin rengini kattığı ve devamında Ahilik kültürünü yeşertmiş olan bir devlet kurma geleneği burayı tercih etmesine neden olmuştu. Bu kent aynı zamanda devlet kurma geleneği olan bir kentti. Bozkırın ortasındaki bir kasaba değildi.
Burada 13 organize sanayi bölgesi, 10’a yakın teknokent, 1.800.000 emekçi, 23 üniversite ile 400.000 üniversite öğrencisi gibi yüzlerce istatistik yan yana olsa bile bu kent sadece Hacı Bayram-ı Veli’den dolayı bile dünya kenti olmayı hak eden bir kent. Burada Ankara’ya büyük bir haksızlık yapıyoruz. Bu manevi miras bu kentin dünya başkentleri arasında hak ettiği yeri almasına yeter” dedi.
Bekir Ödemiş: “Ankara’da Hacı Bayram-I Veli’ye İlişkin Esaslı Cümle Söyleyebilecek İnsan Yok”
Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kültür & Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanı Bekir Ödemiş, katılımcılara ve kitapta emeği geçen herkese teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı; “Tabii Ulus tarihi kent merkezi çok önemli ama sadece Ulus tarihi kent merkezi değil, bizim Ankara’da geçmiş uygarlıklara kadar dayanan çok sayıda çok önemli tarihi eserler ve yaşanmışlıklar var.
Bu yaşanmışlıkları elimizden gelebildiğince Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak Cumhuriyetimizin 100. yılına hazırladığımız bu yılda yaşama döndürmeye çalışıyoruz.
Biliyorsunuz deprem dolayısıyla kültürel mirasın afetlere karşı direnci ile ilişkin çok sayıda tartışmalar ve çalışmalar oldu. Tabi bu tartışmalarda da bunu oluşturan nedenler sayılırken (deprem, heyelan, yangın vs.) ideolojik neden göz ardı edildi. Bizim burada bize bırakılan hiçbir mirasa ideolojik olarak bakma gibi bir lüksümüz yok.
Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi “Anadolu’nun geçmişi bizim geçmişimiz bizim varlığımız, var olma nedenimiz dolayısıyla” Anadolu’nun kuruluşundan bugüne kadar var olan tüm mirasa kendi mirasımız gibi bakıp ona o gözle sahip çıkmamız gerekiyor. Maalesef üzülerek belirtiyorum ki rant amaçlı kullanılmış…
Keşke bu işleri biz en baştan ele alabilseydik de akıl üretim dayanışma anlamında yol gösterici olabilseydi. Manevi olarak yakışır bir şekilde düzenleseydik. Ben Ankara’ya 1965 yılında geldim. Annem Saman Pazarı’nda Ulus Hali’nde gider alışverişimi yapar oradan da Hacı Bayram-ı Veli’ye uğrar bize sevinç içinde dualar ederdi.
Ankara için değerli bir alan olmasına rağmen şunu da üzülerek belirtmek istiyorum Ankara’da çıkıp sorsanız Hacı Bayram-ı Veli Hazretleri ile ilgili esaslı 1-2 cümle söyleyecek insan sayısı çok azdır.
Yanlış anlaşılmasın fakat bugün Pınar Hanım’ın yaptığı bu değerli çalışma tüm toplum tarafından bilinmesini ve özümsenmesini, Halil İbrahim Bey’in de vurgu yaptığı gibi toplumsal birliğimize de olumlu anlamda çağrı yapmasını diliyor, herkese saygılar sunuyorum” dedi.
“Ahilik Yaşayacak”
Mehmet Tuncer, “Merhaba, öncelikle herkesi tek tek selamlıyorum. Öncelikle kitabın ismi olan ‘Ankara’nın Sırrı’ çok kıymetli. Bana göre buradaki en orijinal şey kitabın başlığında geçen ‘sırrı’ kelimesi… ‘Hacı Bayram’ denildiğinde benim aklıma ‘kimlik’ geliyor, ‘kimlik’ denildiğinde; tarih geliyor, ahilik geliyor. Yine ‘hoşgörü’ ve ‘üretim’ kavramlarını da söyleyebiliriz. Hacı Bayram için dergahta günün belli saatleri çalışıp çekip çevirecek azdır, böyle örnekler bu yönden üreticileri Hacı Bayram biraz katılımcı bir yanı da var. Hacı Bayram-ı Veli’yi yaşatan Ahilik kültürü ve belki bunun da dünyada örnekleri çok az. Ahilik eğer bir yönetimse bu yönetiminoluşumu bir, bir buçuk asır önce ve 20. yüzyılın başında ahiliğin bir Cumhuriyet yönetimi olabileceği söylenmiştir. Bir asırdır bu tartışılıyor ve milli mücadelenin Hacı Bayram-ı VeliCami’nde başlatılması bu mücadelenin sonunda bir Cumhuriyet rejiminin kurulması Hacı Bayram-ı Veli’nin 15. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına Cumhuriyet yönetimini öngördüğünü söyleyebiliriz. Çünkü başlayan milli mücadele galibiyetle sonuçlandı ve Cumhuriyetimiz kuruldu bu bence çok önemlidir. “Hazır Ankara‘yı da konuşurken şuna da değinmek istiyorum” diyen Tuncer sözlerine şu şekilde devam ederek: “Hacı Bayram Veli’yi yetiştiren Ahiliği halk iktidarı olarak algılarsak, demokrasi kelimesini de halk iktidar ve halk olarak tecrübe edersek o zaman ahilik bunu başarmış, ahilik bunu ete kemiğe büründürmüş sonra da Osmanlı’ya bu toprakları teslim etmiş. Ben burada şunu belirtmek istiyorum demokrasi ve cumhuriyet ne kadar kıymetli kavramlarsa ahilik de aynı şekilde. Siyaset bilimi okuyan ve üniversitelerde dersleri alan kişilere ahiliği, ahilik yönetim tarzının da okutulması ve dersinin gösterilmesini öneriyorum. Özetle, biz Hacı Bayram Veli’yi ahilik üzerinden okuyabiliriz ve ahilik Anadolu döneminde kalmış olan bir kavram değildir, hala yaşamaktadır. Ankara’nın sokaklarında Türkiye’nin sokaklarında ahilik yayılmıştır. Hacı Bayram Veli, ahiliğin bir ürünüdür. Ahilik ise Ankara’yı inşa etmiştir. Benim ise ilgililere istirhamım şudur Hacı Bayram ve çevresi olmak üzere Ankara merkezin çevreleri de dahil Ahilik coğrafyasından çıkarsak Ankara sınırları dahilinde pek çok ahiliği göreceğiz. Ahilik olmadığı zamanlar buraların yabancı bir yerden farkı yoktur” ifadelerine yer verdi.
“Farkındalık Toplantıları”
Hacı Bayram-ı Veli kültürünü aktarmak amacı ile grup üyelerimiz, çeşitli üniversitelerin akademisyenleri, belediyeler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile bir araya gelerek toplantılar düzenledi.
Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 3. Cilt s. 338’den alınmıştır. İçindekilere dön →
