Demokrasi kültürünün taşıyıcı kolonlarından biri olan ortak aklın bu topraklarda yüz yılı aşan kurumsallaşma hikayesine rağmen yerleşik bir tutumu temsil ettiğini söyleyebilmek maalesef mümkün değildir. Birlikte yaşama iradesini temsil eden aile kurumunda içselleştirilememiş bir tutumun toplumsal
bir davranış koduna dönüşmesi çok zordur. Bu sebeple itiraf etmeliyiz ki ortak akıl bu topraklarda yetimdir, sahipsizdir. Her seçim döneminin vazgeçilmez sloganlarından birisi olmasına rağmen yönetim süreçlerinde itibar görmez, unutulur.
Kent konseyleri de muhtemelen böyle bir sürecin sonucunda kanunda yer bulmuş ancak uygulamada ülkemizdeki birçok başka şey gibi “adı var kendi yok”luğa mahkum edilmiştir. Bu sebeple birçok kentimizde kent konseyi sadece konsey üyelerinin seçim dönemlerinde siyasi partilerin gündemine gelir ve bir güç savaşına dönüşür. Hatta bazen bu kadar bile ilgi görmez birçok kentimizde kurulmasına bile gerek görülmez.
Yirmi yılı geçen kuruluş hikayesine rağmen kent konseylerinin ülke gündemine katkısının yok denecek seviyede olması bunun en önemli göstergesidir.
Herhalde bunun tek istisnası “Ankara Kent Konseyi”dir. İki dönemdir yaptığı çalışmalar, temsil yelpazesindeki genişlik ve ortak akla verdiği önemle hem Ankara için hem de iyi bir model olmaklığıyla ülkemiz için çok değerli bir örneklik teşkil etmektedir. Uzunca zamandır ortak aklın odağında sadece Ankara’nın sorunlarına değil ülkenin sorunlarına çözüm aramakta hatta birçok çalışmasıyla insanlığın geleceğiyle ilgili endişeleri ve çözüm önerilerini gündeme taşımaktadır. Bütün kent paydaşlarının temsil edildiği bir yapı inşa etmek ve kişisel hesapların bataklığına düşmeden sorunları çoklu bir perspektifle değerlendirerek çözüm iradesi ortaya koymak Ankara Kent Konseyi’nin öne çıkan özellikleridir.
Elbette ki konseyin bu noktaya ulaşması iki dönemdir konsey başkanlığını yürüten Sayın Halil İbrahim Yılmaz ve ekibinin üstün gayretleriyle mümkün olabilmiştir. İkinci dönemine neredeyse ülkemizde örneğini göremeyeceğimiz bir şekilde oybirliğiyle seçilmesi marifetin iltifatla buluşmasının ve emeğin bu topraklarda sahipsiz kalmayacağının bir göstergesi olarak bizleri mutlu etmiştir.
Umudum odur ki bütün kentlerimiz Ankara Kent Konseyi’nin bu başarı hikayesini kendine rehber edinir ve kendi hikayelerini yazarlar. Ortak akıl bütün kentlerimizde kurumsallaşır ve uzunca zamandır yara alan birlikte yaşama irademiz güçlenir. Daha yaşanılabilir kentler, sürdürülebilir kalkınma ve mutlu kent sakinleri için Kent Konseyleri çok önemli işler yapabilir. Bunun mümkün olduğunu gösterdiğiniz için teşekkürler Ankara Kent Konseyi, teşekkürler Halil İbrahim Başkan.
Prof. Dr. Fatih YALÇIN
Gümüşhane Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi
Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 4. Cilt s. 137’den alınmıştır. İçindekilere dön →
