Çevre Ve İklim Meclisi tarafından, en önemli konu başlıklarından olan “Su, Su Güvenliği, Su Sağlığı, Suyun Kullanımı, Suyun İklim Değişikliğine Etkileri” başlıklarında etkin, uygulanabilir bilimsel ve teknik raporlar hazırlanıp, diğer kentlerdeki Kent Konseyleri ve ilgili birimlerle iletişim halinde ortak çalışmalar yapılması hedeflendi ve “Suya Saygı Buluşması” ana başlığı altında bütüncül konuların ele alındığı bir seri panel/sunum çalışması yapılması kararlaştırıldı.
Bu kararla ilkini, “21 Mart Dünya Su Günü” öncesinde, AKK ve bileşenleri ile ABB ve kamuoyuna bu konudaki duyarlılık ve kararlılığın iletilmesi açısından 19 Mart 2021 Cuma günü yaptığımız “Suya Saygı Buluşması” ile yurt genelinde de bir ilk başarıldı.
“Su Olmadan Yurt Olmaz!”
Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Grubunun, Halk Sağlığı ve Kırsal Kalkınma Çalışma Grupları ile ortaklaştırarak düzenlediği, bilim insanları ile çeşitli sivil toplum örgütleri ile dört ayrı Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ve akademisyenlerin katkıda bulunduğu etkinlikte, çeşitli açılardan suyun yaşamsallığı ortaya kondu.
Program açılışında konuşan AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, ‘Su Olmadan Yurt Olmaz’ vurgusuyla, “Tedbir almazsak 20 yıl sonra Eymir ve Mogan Gölleri için gerçek felaketi yaşayabiliriz” dedi.
Dört saat süren panele ASKİ Gn. Md. Yrd. Murat Tütüncübaşı, AKK Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, AB Komisyonu Çevre ve Enerji Akreditasyonu Baş Denetçisi Tekin Altuğ, TEMA Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, CHP Çankaya İlçe Başkan Yardımcısı Sadık Can Köksal, AKK Çalışma Gurubu Sözcüleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, bürokrat ve akademisyenler katıldı.
Halil İbrahim Yılmaz: “Su Zengini Bir Ülke Değiliz”
Programda konuşan AKK Başkanı Yılmaz, Türkiye’nin sanıldığının aksine su zengini bir ülke olmadığını belirterek, “Gelecekte yaşanacak susuzluğun önlemini şimdi almazsak, büyük hayal kırıklığına uğrayacağımızı dağa, taşa, herkese duyurmak zorundayız” dedi.
ABB’nin kamu gücü olan Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (ASKİ), gelecek yüzyılın sorunu olacak su kaynaklarının doğru yönetimi konusunda irade ortaya koyduğunu söyleyerek, kuraklık tehlikesini tersine çevirmek için suyu mevcutken korunmak gerektiğini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti;
“Su zengini bir ülkeyiz sanılıyor ama gerçeklerin öyle olmadığını görüyoruz. Su konusunun herkesin önceliği olmasını sağlamamız gerek. Daha önce gündemimizde olmayan Covid-19’un alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdiğini hepimiz gördük. Maske ile yaşamak zorunda kaldık. Dolayısıyla büyük bir bedel ödemeden de su tüketimi konusunda alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz.”
Konuşmasının son kısmında Suriye’de yaşanan iç çatışmada suyun etkisini hatırlatan Yılmaz, 2050 yılında 200 milyon insanın iklim mültecisi olacağını ileri sürdü. Yılmaz, “Suyun olmadığı yerde yurt olmuyor. Sudan işler diye mizahlaştırdığımız mevzu, hayatın tam gerçeği” ifadelerini kullandı.
Ömer Şan: “Ekosistemin Var Edeni”
Programın sunuş konuşmasında, “Su kimyası, dünyadaki yaşamın ayrılmaz bir parçası, temel öğesidir” diyen AKK Çevre ve Sıfır Atık Çalışma Gurubu Sözcüsü Ömer Şan, “Uzayda, yağlı sıvılara dayanan silisyum tabanlı canlılar olabilir ama ‘karbon yaşam’ için su olmazsa olmazdır” dedi.
Dünyadaki yaşamın suya bağlı geliştiğine işaret eden Şan, “Bizler, dünyamızı var eden ekosistemin kendini ifade edebilen bir parçası olarak, bizi var eden bu sistemin diğer canlıları olan ovadaki kekliğin, dağdaki boz ayının, sudaki balığın, otun, dikenin, daldaki serçenin de hakkını koruyup yaşama hakkını savunuyoruz. Ve diyoruz ki su, bütün canlılar gibi ekosistemin bir parçasıdır. Bütün canlıların suya erişim hakkı eşittir, hiçbir canlı suya erişim hakkının diğerlerinden öncelikli olduğunu ileri süremez” dedi.
“Suya Müdahaleler”
Panelin “Suya Olumlu Olumsuz Müdahaleler” başlıklı ikinci oturumundaki uzaktan sunum kısmında, Peyzaj Yüksek Mimarı Özge İdali Özden, “Ankara’nın Kaybolan Derelerini Geri Getirmek Mümkün mü”, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı Bitkisel Uygulamalar ve Üretim Şube Müdürü Peyzaj Mimarı Esra Kılıç, “Kent İçi Derelere Saygılı Bir Dokunuş: Gaziantep Alleben Deresi Örneği”, İzmir Büyükşehir Belediyesi Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı Proje Yönetim ve Koordinasyon Şube Müdürü Didem Yaygel, “Sünger Kente Doğru Doğa Tabanlı Çözümler: İzmir Örneği” ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığından Peyzaj Yüksek Mimarı Mina Yetim de ‘Porsuk Çayı’nı Yeniden Okumak’ konulu anlatımlarda bulundu.
“Su Okuryazarlığı”
Etkinliğin üçüncü oturumunda, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Nilgün Görer Tamer, “Su Okuryazarlığı” üzerine bir sunum yaptı.
Doğa Koruma Merkezi’nden Dr. Özge Balkız, Dr. Uğur Zeydanlı, Fethiye Arslantaş ile Dr. Semiha Çağlayan tarafından ortak hazırlanan, “Ekosistem Yaklaşımıyla Suyun Kentlerde Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı” konulu sunumu da Dr.Özge Balkız anlattı.
Son kısımda kısa değerlendirmeler ve katkı sunuşları yapılırken; hazırlanan Sonuç Bildirisi ise ABB Başkanı Mansur Yavaş tarafından, İzmir’de düzenlenen ‘Kentlerde Sürdürülebilir Su Politikaları Zirvesi’ne katılan Belediye Başkanlarına da iletildi.
“Suyu Birlikte Korumak Ve Kullanmak”
Panelin dördüncü oturumunda, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Harun Aydın ise, su yönetimi yerine su kaynakları yönetiminin öncelikli olması, çocuklara doğa ile yaşama eğitimi verilmesini önerdi.
“Su Kıtlığı Büyük Risk Oluşturuyor”
ASKİ Baraj İşletme ve Makine İkmal Dairesi Başkanı İlker Arslan da bu oturumda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Ankara’ya 11 barajla su sağlıyoruz. Yıllık buharlaşma dâhil 500 milyon metreküp su bu barajlardan sağlanmakta. Son yıllarda yaşanan kuraklıklarla beraber yağış miktarları azaldı. Son 15 yılda, şu anki su ihtiyacını sağlayacak kadar yağış miktarı sadece iki yıl sağlanabildi. Bunun için yağmur suyu hatlarının kanalizasyon hatlarından ayrılması, Tatlar Atık Su Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun, sulamada kullanımına dair planlama çalışmaları devam ediyor. Kısa vadede en büyük kazanç, israfın azaltılmasıyla sağlanacaktır. İklim değişikliğiyle birlikte su kıtlığı büyük bir risk!
‘İhtiyacın olandan fazlasını tüketme’ ilkesi hayatımızın mihenk taşı olmalı. En büyük su kaynağımız; doğaya uyumlu, suya saygılı insanlardır.”
Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 3. Cilt s. 142’den alınmıştır. İçindekilere dön →
