Ankara Kent Konseyi Çalışmalarında, Ankaralı olmak nedir?

Ankara Kent Konseyi Çalışmalarında, Ankaralı olmak nedir?

Kentler, içinde yaşayan insanlara benzer… Kentlerin tarihi, sosyolojik, ekonomik ve idare yapılarından kaynaklı bir kimlikleri vardır. Bu kimliğin ortaya çıkarılmasında kamunun ve sivil toplum örgütlerinin üzerine çok büyük bir vazife düşmektedir. Ankara’da da bu vazifeyi uzun süredir Halil İbrahim Yılmaz’ın

 

başkanlığındaki Ankara Kent Konseyi yürütüyor.

 

Ankara belki başkent olmasından kaynaklı diğer şehirlerin aksine hemşehricilik bilincin fazla gelişmediği bir şehir. Ankara’nın bu eksikliği, Türkiye’nin bütün illerinden -her noktasından- gelen vatandaşlara kucak açması, eşit davranması gerektiği için olsa gerek. Bu noktada, Ankara Kent Konseyi, bu eksikliği giderme konusunda büyük mesafe katedilmesini sağladı, sağlamaya da devam ediyor.

 

Bir kente ait olma bilincine, bir kent kişisi olmaya yönelik Ankara Kent Konseyi’nin çalışmaları çok değerli. Ankara Kent Konseyi’nin çalışmalarında, Ankaralı olma kimliğini yaşıyoruz. Ankara Kent Konseyi’nin etkinlikleri bize, Ankara Kalesi’nin burçlarına çıkıp kuşbakışı şehri gezdiriyor. Herkes bu şehirden bir parçayı kendisinde buluyor.

 

Geçmişi binlerce yıl öncesine giden bu tarihi şehrin bireyi olmanın zevkini ve gururunu yaşıyorsun. Ankaralı olmak nedir? Ankara nasıl bir şehirdir? Ankara Kent Konseyi’nin çalışmalarında bu soruların cevaplarını görebilirsiniz.

 

Ankara Kalesi’nin burçlarından güneşin batışını izlersin… Gelir bir şiir olur diline düşer. Susarsın…

 

Gelmiş, ölmüşüm dizinin dibinde Sabah ezanı gibi girsen de yüreğime Otobanlar, alt geçitler yormuş beni Namaz vakti kadar bekleyeceğim seni Ruhum bir tümülüs, suskun Frigya’nın türküleri ağlıyor içinde Çal Dağı’ndan kanadı kırık bir kuş kalkıyor Gordion’un kadınları başak tutuyor

 

Beyazıt CEBECİ

 

İhlas Haber Ajansı (İHA) Ankara Haber Müdürü Sonra Hacı Bayram gelmiş Ankara ovasına Akköprü’den güvercinler kalkıyor şehrin üstüne Augustus Tapınağı’nda ay batmış Güneş göğünü açıyor papatyalara Protokol yolunda kırmızı ışıkların sabrıyla Saksağanlara göz kırpıyorum Midas’ın şarkıları çoktan unutulmuş Hacı Bayram’ın duaları avuçlarımızda Gelmiş, ölmüşüm dizinin dibinde Sensizlik konuyor tepemdeki çınarlara Işıkdağı’ndan doğan dereler Can veriyor, kırmızı ebe toprağına Vakti geldiyse gitmenin, gitmeli Özlemler gül olur Asri Mezarlık’ta Hüseyin Gazi Tepesi’nden şehre İsimsiz bir şiir dökülür

Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 4. Cilt s. 151’den alınmıştır. İçindekilere dön →

Fotoğraflar

Bu içeriği paylaşın: