Bundan birkaç sene önce Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden dostlarım “kent konseyi başkanımız sizi aramak ve kent konseyimizin danışma kuruluna davet etmek istiyor” dediklerinde tam da bu nedenle kabul ettim.
Eğer 25 yıldır İstanbul’da yaşıyor, ama sorulduğunda “Ankaralıyım” diyorsanız, gerçek bir Ankaralı’sınız demektir.
Bu şehirde doğdum, bu şehirde “büyüdüm”, okudum, aşık oldum, karakterimi inşa ettim, dostlar ve hatıralar edindim…
Değerli Halil İbrahim Yılmaz ve etrafını çevreleyen muazzam kent konseyi üyeleri ve çalışanları ile bir araya gelmem de böylece mümkün oldu.
Kent konseyleri, malumunuz, bu ülkede adı olan ama etkisi olmayan yapılar olarak (en azından pek çok belediyede) varlıklarını sürdürüyorlar.
Açıkçası Halil İbrahim Yılmaz ve ekibiyle bir araya geldiğimde, acaba güzelim başkentte de aynı kaderin bir parçası olur muyuz diye düşünüyordum.
Ankara Kent Konseyi samimiyetle farklı kurulmuş bir yapı.
Cumhuriyetin çok sesli, çok meslekli, genç enerjisi yüksek, kadın erkek eşit ve çalışarak çözüm üretme vizyonunu kendine ilham almış, Ankara’mızın çok farklı kesimlerini ve siyasi mahallerini yan yana getirmiş bir yapı…
Yerel yönetimler her şeyden önce kent sorunlarına odaklanmalı, o kentte yaşayan milyonlarca kişiye eşit ve adil hizmet üretmeli, kentin ufkunu açacak fikirlerle, kent demokrasisine katkıda bulunmalı.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş tam da böyle yaptığı için başkentte başarılı oldu.
Herkesin başkenti duygusunu yükseltti, yüceltti, Cumhuriyetin başkentini Ankaralılara geri verdi.
Ankara Kent Konseyi ise çağdaş bir kent için yeni işbirlikleri modelleri üretti, gençlik meclisi, kadın meclisi, özel bireyler meclisi ile “beraberlik zekası” masaları kurdu.
Dayanışmayı tek tip bir aynılık üzerinden değil, fikirlerin bir birine pencereler açtığı bir çok seslilikten inşa etti.
Ankara’yı bir kent olarak içinde yaşayanların “yurdu” kılmak için projeler üretti.
Kararlara etki edebilen, şeffat organizasyon aklıyla Ankaralılık ruhunu yaygınlaştırdı.
Ama Halil İbrahim Yılmaz’a bu da yetmedi.
Başkan, Ankara’yı anlamanın ve Ankara’da refahı ve kardeşliği artırmanın yolunun “dünyayı da anlamak” olduğuna inancından, Kent Konseyi uluslararası etkinliklerin de ev sahibi oldu.
Güncel tüm kent ve refah tartışmalarında Ankara da yerini aldı. İklim Zirvesi bunlardan biridir mesela…
Kadınsız bir memleketin de, bir kentin de geleceğe kalamayacağını bildiğimizden, Kent Konseyimizde pek çok güçlü ve liyakatlı kadın arkadaşımızla yol yürüyoruz.
Kadın Zirvesi bu neşeli ve yapıcı kadın enerjisinin bir sonucudur örneğin.
Bu kitapta hikayenin sonuçlarının sayısız örneğini görecek, okuyacaksınız. Ben kalpten bir “Ankaralı” olarak, konseyimizin ruhunu aktarmak istedim size…
Kentler, sahipleriyle var.
Ve kentlerin sahipleri sadece o kentte oy kullanan değil, sokak sokak, mahalle mahalle o kenti ezbere bilen, o kenti kendi hikayelerinin bir parçası yapan kent sakinleridir.
Konseyler tam da bu amaçla çok değerli.
Ben bu kısacık danışma kurulu üyeliğimden kendi adıma çok şey öğrendim, harika insanlarla tanıştım.
Ankara’mız hep yükselsin, dünya başkentleri arasında hak ettiği yeri alsın.
Cumhuriyetimize de Başkentine de yakışan budur.
Özlem GÜRSES
Gazeteci / Mimar AKK Yürütme Kurulu Üyesi
Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 4. Cilt s. 331’den alınmıştır. İçindekilere dön →
