“İnsanın güzel bir dünyada yaşama ve çevresinin oluşmasına katılma hak ve sorumluluğu göz önünde tutulmadığı sürece, insana insan olarak bakılmış olamaz.” Turgut Cansever
Prof. Dr. Celil GÖÇER
Lokman Hekim Üniversitesi Öğretim Üyesi Ankara Kent Konseyi Danışma Kurulu Üyesi Zaman ve mekan insan ile anlam kazanır. Var oluş için bir mekan lazımdır, bu yüzden mekan kutsaldır. Çünkü aziz olan insanın yeryüzüne gönderilmeden ona layık olsun diye milyarlarca yıl süren hazırlık sürecinden geçirilmiştir. İnsan zaman içinde yeryüzünü işlemiş var oluşu için gerekli olan mekanı değiştirmek suretiyle kendini yenilemiş, değiştirmiş, yüceltmiş veya alçaltmıştır. İnsan; başlangıçta kendi varoluşu için gerekli mekana arzularını, celal ve cemal duygularını, erdemi ve ihtirası resmederek; tarih, gelenek, görenek, kültür, zafer, katliam, başarı, yenilgi, travma, ölüm, doğum, savaş, barış, değişim, dönüşüm, etkileşim, inşa, hafıza, kimlik, bellek, etkileşim, ilişki ve sosyallik gibi çok sayıda önemli kavramı katarak şehirler inşa etmiştir.
Tiyatro sahnesinde kahramanlık hikayelerinin ardında ihtişamlı dağlar, hüzünlü hikayelerde dökülen çınar yaprakları, alınteri ve emek hikayelerinin ardında rüzgarda salınan dolgun başaklar, yılmadan yeniden doğuşu anlatan hikayede söken şafak olması gibi, insan da korkusunu, heyecanını şehrine işler. Bu şehirlerde dönüp dekoruna uygun insanları inşa ederler.
Evrende fıtri bir düzen ve uyum vardır. İnsan kendi eliyle suyu bulandırıp, havayı kirletip, besin zincirini bozduğunda aslında kendi beden sağlığını bozar. Gürültü, acelecilik, bencillik yaptığında kaygıya kapılır. İnsan doğasına uygun mekan insani duyguları ve sağlığı besler. İnsan zamanın olduğu kadar mekanın da çocuğudur.
Yaşadığımız şehre karşı sorumluluğumuz var oluşumaza olan sorumluluğumuzdan ayrı değildir. Binlerce yıllık tarihe ve yaşanmışlığa sahne olmuş olan Ankara; benim hayat arkadaşımı buluşumun, çocuklarımı kucağıma alışımın, binlece hastamın şifasını arayışımın da dekorudur. Ankara’nın kışı, ayazı, akşamının serinliği, yakıcı güneşi, rüzgarı, yağmuru, kalesi, deresi, bitki örtüsü, gürültüsü hayat hikayemin dekorudur.
Ankara Kent Konseyi benim duygularımın kurumsallaşmış halidir. Kent Konseyi kurumsal kimliğinin Başkan Halil İbrahim Yılmaz’ın orkestra şefliğiyle büyük bir senfoni icra etmekte olduğunu görmekteyim. Ankara Kent Konseyi Şehirde yaşayan milyonları Ankara’ya sorumluluk paydasında bütünleştirme heyecanı ve gayretini gururla izlemekteyim.
Var olmak için şehrimizi anlamamız gerekiyor. Mevlana’nın pergel metaforunda anlattığı gibi pergelin ayağı sağlam basarsa dünyayı çevreleyebilir. İngilizce “understand” kelimesinin karşılığı anlamak demektir. Anlamak kelimesi Almanca’da “verstehen” dir. Her ikisi de stand, stehen; bastığın yer anlamındadır. “Under” ve “ver” ; “alt” anlamlarında olup, bastığın yeri bilmezsen dünyayı anlamazsın sonucunu doğurmaktadır.
Dünyayı ve var oluşu anlamak için çıktığımız yolda bastığımız yeri yani Ankara’mızı toprak diyerek geçemeyiz, tanımalı ve anlamalıyız.
Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 4. Cilt s. 142’den alınmıştır. İçindekilere dön →
