Merkezi Kahramanmaraş Pazarcık olan, 7.7 büyüklüğündeki 6 Şubat 2023 depreminin, etkilediği 11 ilde ağır hasar ve yıkımlara sebep olmasının, çok sayıda can kaybının gerçekleşmesinin ve daha birçok sonucun değerlendirildiği toplantıda, bilime, tekniğe ve standartlara aykırı rantçı yapılaşmanın yıkım ve can kayıplarının ana nedeni olduğu vurgulandı. Depremde yıkılan bina ve konutu yapan, satan müteahhitler, şirketler, yapı sahipleri, belediyeler, valilikler, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yapı denetim şirketleri, yapı denetçileri, mühendisler, mimarların yaşanan afette zararın en üst seviyeye çıkmasına sebep olduklarının altı çizildi.
Ankara Kent Konseyi Çevre ve İklim Meclisi Yürütme Kurulu toplantısı, 9 Mart 2023 tarihinde EMO Ankara Şubesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Ülkemizin önemli bir bölümünü etkileyen deprem felaketi ve sonrasında yaşananların ana gündem maddesi olduğu toplantıya Ömer Şan (AKK Çevre ve İklim Meclisi Başkanı) başkanlık ederken, Hatice Bilge Algın (AKK Çevre ve İklim Meclisi YK Üyesi– EMO Ankara Şb.), Şeref Sağıroğlu (EMO Ankara Şb.), Nilgün Görer Tamer (Gazi Üniversitesi-AKK Çevre ve İklim Meclisi YK Üyesi), Esat Etka Ekşit (AKK Çevre ve İklim Meclisi YK Üyesi), Ali Öter (EMO Gaziantep Şb.), Fatma Akay (Yenimahalle Kent Konseyi), Tuncay Polat (Tüketici Hakları Derneği-AKK Çevre ve İklim Meclisi YK Üyesi), M. Metin Avşaroğlu (Türkiye Ormancılar Derneği-Çevre ve İklim Meclisi YK Üyesi), Orhan Selim Bayraktar (Hollanda-AKK Çevre ve İklim Meclisi YK Üyesi), Mehmet Yalçındere (İşadamı-AKK Çevre ve İklim Meclisi YK Üyesi), Ali Selvi, Namık Kemal Sayın, H. Mehmet Şahin katıldı.
Yaşanabilecek olası tüm doğal afetlere hazırlıklı olunması gerektiğini ve kentlerin planlamasının yapılaşmasının bu hazırlıklara göre yapılması gerektiğinin vurgulandığı toplantıda; “Kentlerimizin ve ülkemizin jeolojik yapısı, toprak yapısı ve kalitesi öncelikle veri olarak bilinmek zorundadır. Kentler kurulurken, büyürken, yeryüzü kabuğunun detaylı incelenmesi ve yönlendirilmesi zorunluluktur. Bunu gerçek anlamda, uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde yapabilecek kurumlara gereksinim duyulmaktadır. Üniversitelerimizin bilimsel çalışmaları araştırma ortamlarını zenginleştirecektir. Bilimsel verilerin değerlendirilmesi ve bilim adamlarının yetkin bir bağlayıcılığı olmadığı için, karar alma süreçlerinde yaptırım güçlerinin olmaması doğaldır. Karar alacak olan bölge verilerinin de bileşenleriyle devletin kurumları olacak, yetki ve sorumluluk, denetim ve rehberlik ilgili kurumlarda olmak zorundadır. Zemin etütleri iyi yapılamamış kentlerimizin, diğer mühendislik ve kontrol yetersizliklerinin birleşmesiyle oluşacak hatalar zinciri, deprem afetlerinde kayıplarımızı yükseltecektir. Yasal altyapımızın gözden geçirilmesi ve yeniden yapılandırılması en acil görevlerimizdendir” ifadelerine vurgu yapıldı.
Depremden sonra ortaya çıkan bir başka sorunun da depremle yıkılan beton binalar nedeniyle ortaya çıkan ve saçılan enkazlarda toplumsal sağlık ile birlikte çevresel ve ekolojik olarak zararlı olan asbest gibi pek çok maddenin çevreye saçılması olduğunun altının çizildiği toplantıda; yakında başlayacak inşaatlar için mevcut hafriyatların kaldırılarak, doğal alanlardaki vadi tabanlarına, doğal sulak alanlara ve tarım alanlarına dökülebileceğinin böyle olunca da kaçınılmaz olarak bölgede büyük bir tehlike daha başlayacağı belirtildi.
“Su döngüsü” ile söz konusu bu zararlı maddeler doğal olarak toprağa, yerüstü ve yeraltı sularına karışacağı ve sonuçta bu döngüye bağlı olarak tarım alanlarında yetişen gıdalar tüketildikçe, başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklar görülme olasılığı artacağı vurgulandı. Olası böyle bir soruna engel olmak için belediyelerin, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı`nın, Tarım ve Orman Bakanlığı`nın, akademisyenlerin, uzmanların, yaşam savunucuları ve doğaseverlerin birlikte ve ortak akılla çalışması elzemliğinin olduğu temizlik ve inşaat çalışmaları başlamadan önce ortada bulunan deprem enkazları, bu aşamada tespit edilecek korunaklı sızdırmasız alanlarda bertaraf edilmesi gerektiği söylendi.
Olası bir afet öncesinde, afet sırasında ve sonrasında neler yapılabileceği konularında fikir alışverişinin yapıldığı toplantıda yaşadığımız büyük felaket sonrası oluşacak iç göç ve bunun ekonomik, sosyal sonuçları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.
Deprem bölgesinde enkaz kaldırma sürecinin uzun süreceğinin yeni konutlarla okul, hastane, fabrika, AVM gibi inşaatlarının yapımları ve sosyal hayatın normale önüşmesinin de zaman alacağının söylendiği toplantıda özellikle de büyük şehirlere yapılan göçler sonucu; boş konutlar ve konut yetersizliği, konut satışı ve kiraları ile göçmenlerin istihdamının ana sorun haline gelmeye başlayacağı, devletin ve sivil toplum kuruluşların işbirliği ile bu sorunların çözümü için çalışması gerektiği vurgulandı.
Toplantıda, deprem sonrası oluşan yıkımın “İmar Affı Felaketi” olarak değerlendirilebileceğine işaret eden Meclis Başkanı Şan, Çevre ve İklim Meclisi olarak, felaketin Ankara`ya etkileri ve durum tespitlerine ilişkin teknik ve bilimsel önerilerin bir araya getirilerek raporlaştırılacağını kaydetti.
Ayrıca deprem sonrasında Ankara Kent Konseyi’nin tüm çalışma grubu ve meclislerinin, Gençlik Meclisi öncülüğünde yaptığı çalışmaların istatistiksel verilerle aktarıldığı toplantı katılımcıların görüş ve önerilerini aktarmasıyla son buldu.
Bu içerik Seyir Defteri 2019-2024, 3. Cilt s. 172’den alınmıştır. İçindekilere dön →
